U.Özcan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti: 110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımaları”, USAK Gündem, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu, 12 Aralık 2009, Cumartesi. E.t. 04.03.2012.

Description
U.Özcan, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti: 110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımaları”, USAK Gündem, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu, 12 Aralık 2009, Cumartesi. E.t. 04.03.2012.

Please download to get full document.

View again

of 5
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Information
Category:

Civics

Publish on:

Views: 3 | Pages: 5

Extension: PDF | Download: 0

Share
Tags
Transcript
    USAK , Ayten Sokak No : 21, Mebusevleri , Tandoğan , Ankara. Tel : +90 312 212 28 86 (PBX) Fax : +90 312 212 25 84  Email : merkez@ usak.org.tr  Web : www.usak.org.tr - www.turkishweekly.net - www.usakanalist.com  27 4 2014Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti: 110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımalarıhttp://www.usakgundem.com/yazdir.asp?i=3&id=2801/4 USAK Stratejik Gündem 12 Aralık 2009, Cumartesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti:110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımaları Dr. Uğur ÖZCAN Türkiye’nin Balkanlar’da barış ve istikrar adına attığı adımlar, uzun yıllar savaşlara mekân olan bölgede umut verici gelişmelerdendir. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Temmuz ayındagerçekleştirdiği ziyaretten yaklaşık 5 ay sonra bu kez Cumhurbaşkanlığı nezdinde bir ziyaretgerçekleşmiştir Karadağ’a. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün Karadağlı mevkidaşı Filip Vujanovic’in davetlisi olarak yaptığı bu ziyaret, farklı açılardan tarihi özellikler taşımaktadır.Birincisi Türkiye Cumhuriyeti’nden Karadağ’a yapılan en üst düzeyde ilk ziyarettir. İkincisi iseOsmanlı Devleti’nin mirasçısı olarak kabul edilen Türkiye’nin, 110 yılın ardından Karadağ’agecikmeli bir iade-i ziyaretidir. Çünkü Karadağlıların efsanevi lideri I. Nikola Petroviç-Njegoş,(Prens Nikola) ilki 1883 ve ikincisi 1899 yıllarında iki İstanbul ziyareti gerçekleştirmişti. Buziyaretler o dönemde büyük yankı bulmuş ve Osmanlı-Karadağ ilişkilerinde dostluk rüzgârlarının esmesine neden olmuştu. Fakat Karadağ’a en üst düzeyde herhangi bir iade-iziyaret yapılmamıştı. Tarihi bütünlük ve tarihi perspektifte olaya baktığımızda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Karadağ ziyaretiyle bir nevi 110 yıl geciken iade-i ziyareti gerçekleştirmişolmaktadır. Türk Karadağ ilişkilerinin tarihi seyrine kısaca değinecek olursak; ilişkiler 14. yy’auzanmaktadır. Karadağ üzerinde 15. yüzyılda gerçekleştirilen Osmanlı hâkimiyeti, bir müddetsonra sadece kâğıt üzerinde bir hâkimiyet şeklini almıştır. 19 yyda Gerek Fransız İhtilâli vegerekse Panslavik etkiler nedeniyle tam bağımsızlık  düşüncesini benimsemeye başlayanKaradağ’ın, Nikola önderliğinde bağımsız bir devlet olarak dünya platformunda yerini alması ilk defa, Osmanlı-Rus Savaşına müteakip imzalanan 1878 Berlin Antlaşmasından sonra olmuştur.Osmanlı-Karadağ diplomatik ilişkileri de böylece başlamıştır. I. Nikola’nın Karadağ’ı ve II. Abdülhamid’in Osmanlı Devleti’ni yönettiği yaklaşık 30 yıllık süreçte, iki ülke ilişkilerinin iyiseviyede olduğu görülmektedir. Bunda iki hükümdarın aralarındaki dostluğun büyük etkisi vardır.  Abdülhamid ve Nikola, kurdukları diyalogla, aşılmaz gibi gözüken engelleri aşmayı bilmişler,sorunları çözmede kolaylaştırıcı bir unsur olmuşlardır. Çok ilginçtir ki iki devlet arasında ufak sınır çatışmalarının haricinde, 1878’den 1909’a yani Abdülhamid’in tahttan inişine kadarherhangi bir savaş meydana gelmemiştir. Bu dostluk, iki liderin birbirlerine gönderdikleri hediyeler, tebrik, teşekkür ve taziye mesajlarıylagelişmiş, zamanla halk nezdinde de hissedilmeye başlamıştır. Bu konuyla ilgili birçok örnek  vermek mümkündür. Abdülhamid’nin Nikola’nın sağlığıyla yakından ilgilenip ona doktorgöndermesidir verilebilecek örneklerden sadece bir tanesidir. Abdülhamid’in bu davranışı,liderlerine bir kurtarıcı gözüyle bakan ve seven Karadağ halkı üzerinde çok olumlu bir tesir bırakmıştır. Fakat bu diyalogun gelişmesine etki eden belki de en önemli dönüm noktası ve Abdullah Gül’ün Karadağ ziyaretini de değerli ve anlamlı kılan, Prens Nikola’nın İstanbul’agerçekleştirdiği ziyaretler ve Abdülhamid’in misafirperverliğidir.  Karadağ Prensi Nikola’nın İstanbul Ziyaretleri  27 4 2014Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti: 110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımalarıhttp://www.usakgundem.com/yazdir.asp?i=3&id=2802/4  Prens Nikola’nın 1883 ve 1899 yıllarında yaptığı iki İstanbul ziyareti, onun şahsında bütünKaradağlıların zihnindeki “Türk” imajını değiştirmiştir. İlk gezisini 20 Ağustos 1883 yılındagerçekleştiren Prens Nikola ve beraberindeki heyet Göksu Kasrında misafir edilmiştir. 21 paretop atışının yapıldığı görkemli bir karşılama töreni düzenlenmiştir. Misafirini Dolmabahçesarayının kapısında karşılayan Abdülhamid, ayrıca İstanbul’da kaldığı müddetçe masrafları için10.000 altın tahsis ederek bütün masrafların hazine-i hassa tarafından karşılanmasınısağlamıştır. Prens Nikola, ikinci İstanbul seyahatini 1899 yılında Abdülhamid'in cülus günü kutlamamerasimleri münasebetiyle ve bir dizi temaslarda bulunmak üzere gerçekleştirmiştir. 17 günsüren bu ziyarette, eşi Prenses Milena ve oğlu Prens Mirko da hazır bulunmuştur. Konuk devletlideri, muhteşem bir şekilde karşılanmış ve aynı şekilde ağırlanmıştır. Kendisine bizzat Abdülhamid tarafından hediye edilen ve bugün Sabancı Müzesi olarak kullanılan boğaza nazırEmirgan Yalısı’nda ikamet eden Nikola, İstanbul’a hayran kalmıştır.  Abdülhamid, tahta çıkışının yıldönümü münasebetiyle yapılan tören için özel kıyafetlerle gelenKaradağlı konuklarını, sarayın kapısında karşılamıştır. Daha sonra cülus yıldönümünükutlayan Nikola ile birlikte Ordu-yu Hümâyun’un geçit resmini balkondan izlemişler ve orduyuselamlamışlardır. Misafirleri onuruna verilen yemeğin ardından Abdülhamid ve konuklarıarasında samimi bir diyalog yaşanmıştır. Abdülhamid’in oğlu Şehzade Burhaneddin Efendi, birsürpriz yaparak  Karadağ Milli marşını  seslendirmiştir. Bu anlamlı jeste bir hayli şaşıran konuk devlet lideri, memnuniyetini gizleyememiştir. Onuruna verilen ziyafetin ardından Prens Nikola, Emirgan yalısında kendisi için hazırlanan birtakım gösterilere de şahit olmuştur. Bahriye Nezareti’nden özel olarak gönderilen duba üzerinde, ateş gösterisi ve havai fişek gösterileri düzenlenmiş ve atılan fişekler boğazda büyüleyici bir atmosfer oluşturmuştur. Prenses Milena ise Harem dairesinde Piristû ValideSultan tarafından samimi bir şekilde ağırlanmıştır. Abdülhamid’in kızlarıyla ve eşleriyle detanışan ve haremden çok olumlu intibalarla ayrılan Milena, anlatılanlardan ve daha önceduyduklarından çok farklı bir tabloyla karşılaşmıştır. Nikola, İstanbul’da bulunduğu zaman içerisinde, çeşitli meslekten Karadağlılarla görüşmüş,aralarında Fener Rum patriğinin de bulunduğu ruhani liderleri ziyaret etmiştir. AyrıcaBeylerbeyi vapuruyla Sirkeci İskelesi’ne gelerek, oradan araba ile Topkapı Sarayı Hümâyunagitmiştir. Saray-ı Hümayun’u, Hazine-i Hümâyun’u ve müze dairesini gezen Prens Nikola dahasonra Ayasofya Camii’ni, ardından Sultan Mahmud Türbesi’ni ziyaret etmiştir. Prens ve Prenses, on yedi gün süren ziyaretin ardından, 10 Eylül’de 1899’da, Atina’yauğurlanmışlardır. Dış basında ve Avrupa’da büyük etki oluşturan bu ziyaretin yankıları, uzunsüre devam etmiştir. İstanbul’da gördüğü misafirperverlik ilgi ve alaka Nikola’yı çok memnunetmiştir. Günlüklerinde bu gezilere değinen Nikola, Abdülhamid ile ilgili pozitif değerlendirmelerde bulunmuş ve adeta tabuları yıkmıştır. Yüzyıllarca düşman olarak bildikleri ve gördükleri Osmanlı Devleti’ne yapılan bu ziyaret sonucunda dostluk ilişkilerine yönelik dahagüçlü adımlar atılmıştır. Artık Nikola’nın gözünde Türk imajı değişmiştir. Ona göre Türkler, elit,cesur ve asil   bir millettir. Bu millet artık Karadağlıların ezeli düşmanı değildir. Öyle ki 93Harbi’ni bile kendi içinde sorgulamış, savaşın hiç yaşanmamış olmasını umut etmiştir.  Abdülhamid dönemi Osmanlı-Karadağ ilişkileri, II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte durağanlaşmış, Abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle de tamamen bozulma sürecine girmiştir. 1912 yılındapatlak veren Balkan harbiyle ilişkiler sona ermiştir. Birinci Dünya savaşı Balkanlarda hemOsmanlı Devleti’nin hem de Karadağ Devleti’nin sonunu getirmiştir. Görüldüğü gibi ilişkilerdeson derece önemli olan Nikola’nın İstanbul ziyaretleriyle konuyu değerlendirdiğimizdeCumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ ziyaretinin tarihi anlamda ayrı bir önem kazandığını  27 4 2014Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti: 110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımalarıhttp://www.usakgundem.com/yazdir.asp?i=3&id=2803/4 görürüz.  Bugünkü Türk-Karadağ İlişkileri  Türkiye –Karadağ ilişkilerinin yeniden başlaması ise 2006 yılına denk gelir. 2006 yılındaSırbistan’dan referandum sonucu bağımsızlığını ilan ederek Karadağ’ı ilk tanıyan devletlerden birisi Türkiye Cumhuriyetidir. Adriyatik Denizi kıyısında 14.026 km2lik yüzölçümü ve 680binlik nüfusuyla Avrupan’nın en küçük devletleri arasında olan Karadağ,  AB’ye adaylık için vargücüyle çalışmaktadır. Gelecek yıl adaylık statüsünü kazanıp 2011 yılına kadar da müzakereleri başlatmayı düşünen Karadağ, vatandaşlarının AB ülkelerinde vizesiz dolaşabilmesinin önünüaçacak anlaşmayı geçtiğimiz günlerde imzaladı. Bu bile başlı başına adaylık sürecinde olumlu bir adım olarak görülmektedir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, bu gezisinde Karadağ’ın AB’yeüyeliğini desteklediğini belirtmiştir. Diğer taraftan NATO’ya üyelik için başvuran Karadağ’ın bunun için Türkiye’nin desteğineihtiyacı olduğu muhakkaktır. Cumhurbaşkanının bu ziyareti bir anlamda Karadağ’ın NATO’yakatılımı için bir destek mahiyetini içermektedir. Şunu ifade etmek gerekir ki Karadağ’da etkili olan başta Rusya olmak üzere Sırbistan, Avusturya İtalya gibi ülkelerin arasına son yıllarda Türkiye’de katılmıştır. Türkiye’nin buetkisinin çeşitli nedenleri vardır elbette. Özellikle Sancak bölgesi diye tabir edilen ve yine Ülgün ve Bar gibi yerlerde yaşayan Müslümanların, 19.yy sonlarında göç ederek Anadolu’nun dört birtarafına yerleşmiş akrabaları vardır. Bu husus aslında iki ülke arasında bir kardeşlik bağıdır veortak değerdir. Kültürel yakınlaşma ve ortak paydalarda hareket için bir fırsattır. Ayrıca Türkiyegerek Sancak bölgesinde gerekse de Karadağ’ın diğer kesimlerinde TİKA kanalıyla yaptığıfaaliyetlerle büyük ses getirmektedir. Nitekim bu kısa dönem içerisinde ilişkilerde olumlu anlamda ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir.Karadağ’a Türk vatandaşlarının vizesiz giriş yapabilmeleri ve Türk Polis teşkilatıyla KaradağPolis teşkilatının eğitim konusunda yaptığı işbirliği, ilişkilerin düzeyindeki gelişmeye birerörnektir. Karşılıklı olarak vizenin kaldırılması, iki ülke arasında seyahati kolaylaştırırken,Karadağ için başka bir handikabın doğmasına da yol açmıştır. O da Türkiye’den Avrupa’ya yasadışı yollarla kaçak olarak girmek isteyen Türk vatandaşlarının Karadağ’ı bir geçiş noktasıolarak kullanmaya başlamaları ve yapılan suiistimallerdir. Bu da beraberinde Karadağ’a çeşitli vesilelerle gitmek isteyen mavi pasaportlu ya da yeşil pasaportlu Türk vatandaşlarına karşı –ki bunların arasında akademisyenler ve devlet adamları da vardır- ön yargılı yaklaşımlarsergilenmesine ve şüphelerin oluşmasına neden olmuştur. Her şeye rağmen son üç yılda ikili ilişkilerin sağladığı kolaylıklar sonucu oluşan istikrarortamında Türk şirketlerinin başkent Podgoriça’da, ve sahil kentleri Ülgün ve Bar’da giriştikleriinşaat faaliyetleri önemsenmelidir. Ticaret hacmi gitgide artmaktadır. Ayrıca Abdullah Gül’ün beraberinde götürdüğü iş adamlarının bu ticaret hacminin artırılmasına katkı sağlayacağındanhiç şüphe yoktur. Karadağlıların Türklere karşı olan önyargıları ise Türkiye’ye yaptıklarıseyahatlerle değişmekte ve önyargılar yerini işbirliğine bırakmaktadır. Ekim 2009’dadüzenlenen ve Karadağ Tarih Enstitüsü’nün organize ettiği bir konferansa ilk defa Türkiye’denkatılımcılar olmuştur. Sırbistan ve Rusya’nın daima desteklediği bu konferanslara yine ilk defaTürkiye de TİKA kanalıyla destek vermiştir. İkili ilişkilerin her alanda olduğu gibi tarihi vekültürel alanda da ilerletilmesi şarttır. Bunun için Karadağlı akademisyen ve araştırmacılarınOsmanlı arşivlerinden yararlanmasında kolaylıklar sağlanmalı ve teşvik edilmelidir. Yine Türk akademisyen ve tarihçilerin de Karadağ arşivlerine ulaşmalarının önündeki engeller kaldırılmalıgerekirse ortak bir protokol hazırlanmalıdır. Osmanlı Arşivlerinde Karadağ’ı konu edinen binlerce belge olmasına rağmen Karadağlıların bundan haberlerinin olmaması büyük birihmaldir. Türk Tarih Kurumu ve Karadağ Tarih Enstitüsü bu noktada bir adım atabilirler.Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Karadağ Devlet Arşiviyle irtibata geçebilir örneğin.  27 4 2014Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karadağ Ziyareti: 110 Yıl Sonra Gerçekleşen İade-i Ziyaret ve Yansımalarıhttp://www.usakgundem.com/yazdir.asp?i=3&id=2804/4  127 yıl aradan sonra tekrar başlayan Türk-Karadağ diplomatik ilişkileri üçüncü yılına girerkenCumhurbaşkanlığı düzeyinde yapılan bu ziyaret Balkanlarda barış ve istikrar adına umut vaatetmektedir. İki ülke arasında dostluk barış ve işbirliğinin en üst seviyeye çıkartılmasında, tarihin bize sunduğu bu veriler özellikle Abdülhamid-Nikola dostluğunda olduğu gibi çok iyideğerlendirilmelidir. Bunu hem Karadağlı hem de Türk yetkililer büyük bir fırsat olarak görmelidir.  Dr. Uğur ÖZCAN12 Aralık 2009, Cumartesi http://www.usakgundem.com Copyright 2009 Usak Stratejik GündemUluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Mebusevleri Mah. Süslü Sok. No:2 Tandoğan/AnkaraTel: 0 312 212 28 86 Faks: 0 312 212 25 84  
Related Search
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks