SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK- 2006

Description
SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK- 2006

Please download to get full document.

View again

of 8
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Information
Category:

Documents

Publish on:

Views: 4 | Pages: 8

Extension: PDF | Download: 0

Share
Tags
Transcript
  19 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2006 BİLİMSEL ARAŞTIRMA ETİĞİ Tayfun UZBAY GİRİŞ VE AMAÇ Ülkelerin sosyal ve ekonomik yönden gelişmelerinde bilime bakış açılarının, bilime yönelik devlet politikalarının ve çeşitli sorunları çözmede bilimsel verileri kullanma ve analitik düşün-ceye sahip olmalarının katkısı yadsınamaz. Günümüz koşullarında, ülkelerin bilimsel yöntem-leri ve bilimsel verilere dayalı yaklaşımları günlük yaşamlarında kullanma veya tercih etme yetenekleri diğer ülkeler içindeki yerlerini ve saygınlıklarını doğrudan etkilemektedir. Bilime değer vermeyen, bilimsel düşünemeyen veya sorunlarına bilimsel veriler ve yaklaşımlarla çö-züm üretmeye yanaşmayan ülkelerin, başta sağlık ve eğitim olmak üzere bilime değer veren ülkelere göre birçok alanda geri kaldıkları açıkça görülmektedir 1 . “Bilim”;   insanların kendilerini ve çevrelerindeki diğer varlıkları anlamak ve bu varlıkların bir-birleri ile ilişki ve etkileşmelerini inceleyip, oluşan olayları açıklayabilmek için uyguladıkları yöntem ve etkinlikler ile ilk çağlardan günümüze kadar elde edip biriktirerek yeni kuşaklara aktardıkları bilgilerin tümü olarak tanımlanabilir. Kısaca bilim, doğru düşünme ve sistematik olarak bilgi edinme sürecidir. Bilimin amacı, evrende doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayırarak onu sistematik şekilde insan ve insanlık yararını gözeterek değerlendirmektir. Böylece bilim dü-şüncede, toplumda ve dünyada düzen yaratarak kişiden kişiye değişebilen yargı ve tercihler yerine tarafsız ve sağlıklı ölçütler getirir. 1,2 Bilim özünde gerçeği bulmaya ve olgusal dünyayı açıklamaya yönelik bir arayıştır. Bilim ya-nılmaz dogmalar içeren bir öğreti değildir; tutarlılık ölçütüne bağlı bir sınama-yanılsama ve yanılgıyı ayıklama sürecidir. Akla dayalı eleştiriye kapalı olan hiçbir ilke veya varsayıma bilim-de yer yoktur. Bilim bir inanç dizgesi olmadığı gibi, sanat gibi kendiliğinden gerçekleşen bir yaratıcılık da değildir. Bilim aynı zamanda birikimseldir. 3 “Bilimsel düşünce” bilim çerçevesinde düşünerek yeni fikirler üretmektir. Bilimsel düşünmek “analitik düşünmek” demektir. Olayları neden-sonuç çerçevesi içinde aklın süzgecinden geçi-rerek tarafsız bir şekilde analiz eden ve doğru sonuca ulaşabilen bir kişinin analitik düşünebil-diği söylenebilir.  1 “Etik”, insanlar arasındaki ilişkilerin temelinde yer alan değerleri, ahlaki bakımdan iyi ya da kötü; doğru ya da yanlış olanın niteliğini ve temellerini araştıran felsefe dalı olarak tanımlan-maktadır. Yunanca ethos (töre, gelenek, alışkanlık) sözcüğünden türetilmiştir. Belirli ahlak de-ğerlerinden ya da ilkelerinden oluşan sistemler veya kuramlar için de bu terim kullanılır. Birbiri ile çok yakından ilişkili olan “etik” ve “ahlak” kavramları arasındaki temel ayrım, etik teriminin, genel olarak ahlakı konu alan disiplini belirtmesidir. Bu anlamda etik, ahlak felsefesi ile eşan- Prof. Dr. Tayfun UZBAYGülhane Askeri Tıp Akademisi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalıtuzbay@gata.edu.tr  20 TÜRK TIP DİZİNİ lamlı kabul edilir. 4  Bilimsel düşünce, bilimin genel kurallarına uymanın yanı sıra problemlerin çözümüne yönelirken mutlak doğru sonucu elde etme ve uygulamaya koymada “etik” olmak zorundadır. Bu çerçevede, bilim alanında bilim etiği veya bilim ahlakı kuralları söz konusu-dur. 5,6  Etik temellere dayanmayan bir bilimsel çalışma bilimin kurallarına tam olarak uysa bile elde edilen sonuç geçersiz olacaktır.Yüzyıllar boyunca bilim ve bilimsel düşünce “sahte bilim”   ve   “karşıt bilim”   olarak adlandı-rabilecek saldırıların hedefi olmuştur. Sahte bilim, bilim yapıyormuş gibi görünme veya bilimi kendi çıkarları için kullanmaya yönelik davranışlar ile karakterizedir. 1  Her iki durumda da özel-likle bilimi etik kurallar çerçevesinde uygulamama söz konusudur. Karşıt bilim ise bilime ve bilimsel düşünceye her koşulda karşı çıkmak, bununla yetinmeyip gerekirse her türlü bilimsel üretimi ve üreticileri olan bilim insanlarını baskı altına almak ve gerekirse hiç çekinmeksizin yok etmek davranışı ile karakterizedir. Tarih boyunca bunun birçok örnekleri görülmüştür. 7  Doğruyu söyleyen bilim insanları özellikle dogmatik yaklaşımları benimseyen kurum ve kuru-luşlarca susturulmak istenmişlerdir. Bilimsel araştırma bilim insanının bilimsel yöntemleri kullanarak belli bir sorunun çözümüne yanıt arama süreci-dir. Bu süreç problemin tanımlanması ve çözüme yönelik yöntemlerin uygulanmasını kapsar. Çözüme yönelik yöntemler veri toplamadan verilerin değerlendirilmesi ve yorumlanmasına kadar uzanan geniş bir alanda incelenebilir. Bilimsel araştırma sonuçlarının başka bilimciler-le paylaşılabilmesi, eleştirilebilmesi ve bunlardan yararlanabilmesi için yayınlanması gerekir. Bilimsel araştırma sonuçlarının yayına dönüşmesi noktasında “yayın etiği” devreye girer. Bi-limsel yayın bilimsel araştırma sürecinin net ve kullanılabilir sonucu olduğuna göre bilimsel araştırmadan soyutlanması pek doğru bir yaklaşım değildir ve etik kurallar söz konusu oldu-ğunda bir bütün olarak ele alınması gerekir. Bilimsel araştırma sürecinde etik ihlaller yapıl-mışsa yayın sürecinde etik ihlal olmaması sonucu geçerli kılamayacağı gibi, düzgün işleyen bir araştırma sürecinin etik ihlaller olan bir yayın süreci ile noktalanması da aynı kapıya çıkar. Bununla beraber, bu yazıda özellikle bilimsel sürecin yayına kadar olan araştırma bölümünün etik çerçevede detaylı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE ETİK KURALLAR Bilimsel bilgi insanın çağdaşlaşması ve refah düzeyinin artması yolunda en etkili güçtür. Gü-nümüz dünyasında gelişmiş olarak nitelendirdiğimiz ülkelerin tümü bilime ve bilimsel araştır-maya büyük yatırım yapmış ülkelerdir. Hatta bu ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile bilime yap-tıkları yatırımın miktarı arasında doğru bir orantı vardır. Bilimsel araştırma yapmanın amacı bilimsel bilgi elde edebilmektir. Bilimsel bilgi için araştır-ma yapmak merak ile başlar. Merak varsa çözülmesi gereken bir problem veya yanıt aranan bir soru var demektir. Bilimsel araştırmalar belirli kural ve disiplinler içinde sistematik olarak yürütülüp sonuçlandırılırlar. Süreç çeşitli aşamalardan oluşur:  8  Problemin veya yanıtı aranan sorunun tanımlanması sürecin ilk aşamasını oluşturur. Bu aşa-mada daha çok konu hakkında bilgisi ve derin sezgisi olan, olay ve konular arasında bağlantı kurabilen kişiler problemi tanımlayabilir veya soruyu sorabilirler. Böylece hedeflenen amaç ta şekillenmiş olur. İkinci aşamada belirlenmiş olan amaca ulaşmak için disiplinli birçalışmager-bir çalışma ger-ekir. Bu süreçte elde edilen verilere şüphe ile yaklaşmak ve sık sık değişik yollarla doğrulamaya  21 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2006 gitmek sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için uyulması gereken kurallar arasındadır. Bilimsel araştırmanın bu aşaması çoğu zaman yardımcı elemanları veya konu ile ilişkili farklı disiplin-lerden farklı araştırıcıları da içeren disiplinler arası (multidisipliner) çalışmayı da gerektirebilir. Üçüncü aşamada ise elde edilen verilerin doğru istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmesi, ulaşılan sonucun hedeflenen amacı doğrulayıp doğrulamadığının test edilmesi ve yayınlanıp yayınlanmayacağına karar verilmesidir. 8  Bilimsel araştırma sürecini kısaca soru sorma veya sorunu tanımlayarak amaç belirleme (hi-potez oluşturma), uygun yöntemleri kullanarak veri toplama veya veri oluşturma, verilerin analizi (hipotezi sınama) ve sonuçların yayınlanması başlıkları altında inceleyebiliriz. Her bir aşama ile ilişkili etik kurallar aşağıda ayrı ayrı irdelenmiştir. Bahse konu bilimsel araştırma alanı sağlık bilimleri ile ilişkili ise burada deney hayvanları üzerinde gerçekleştirilen deneysel araş-tırmalar ile insan eksenli klinik araştırmaların etik anlamda bazı noktalarda kendilerine özgü farklılıkları olsa da her iki araştırma grubu için temel etik ilkeler aynıdır. Bununla beraber, yeri geldikçe bu ayrıntılara da değinilecektir. Hipotez oluşturma: Etkili bir bilimsel araştırma yapabilmenin ilk koşulu doğru ve işe yarar bir hipotez oluşturmak-tır. Doğru bir hipotez oluşturabilmek için yetkin ve yeterli bir araştırmacı olmak gerekir. Yet-kin bir araştırmacı olmak, sınırlarını belirleyebilen, gereksinim duyduğu bilgileri elde etmek için uzmanlara ulaşabilen, araştırmasının etkinlik ve güvenilirliğini koruyabilen bir araştırmacı olmayı gerektirir. Yetkin ve yeterli araştırmacı olmak araştırmanın yöntem bilgisine sahip ol-manın yanında iyi bir etik bilgiye ve donanıma sahip olmayı da gerektirmektedir. 9  Gerekli ve doğru oluşturulmuş bir hipotezi sınamayı amaçlayamayan bir bilimsel araştırma doğru yön-temler kullanılarak veri elde edilse ve doğru istatistik yöntemlerle veriler analiz edilse bile “etik değildir”. Yani burada şu söylenmek isteniyor. Yapılacak araştırmanın sonunda “Amerika yeni-den keşfedilmemelidir” veya “atılan taş ürkütülen kurbağaya değmelidir”. Ülkemizde, özellikle deney hayvanları ile gerçekleştirilen çalışmalarda ve akademik aşamaların başlangıç dönem-lerinde gerçekleştirilen tezlerde bu anlamda ciddi bir problem yaşandığını görmekteyiz. Bu alanda gördüğümüz etik sorunları maddeler halinde söyle sıralayabiliriz:a) Daha önce sınanmış ve sonuçları yayınlanarak üzerinde bilimsel anlamda fikir birliğine va-rılmış hipotezlerin akademik aşama tezi olarak lisansüstü eğitim alan öğrencilere verilmesi ve sonuçlandırılarak kişiler için gerekli olan unvanın alınması. Bunun en yaygın örneklerini tıpta uzmanlık tezlerinin yapılmasında görmekteyiz. b) Daha önce hiç yapılmamış, ancak yapıldığında elde edilecek sonucun bilimsel anlamda önemli bir gelişme sağlamayacağı açık olan çalışmalar için hipotez oluşturulması. Bunun en yaygın örneklerini bilimsel performans puanını yükseltmek için özellikle yurt içinde basılan dergilerde yapılan yayınlar oluşturur. Son zamanlarda yayınlanan yurt içi araştırma makaleleri maalesef bilime önemli bir katkı sağlamayan ve geniş bir kitle tarafından okunmayan basılı belgeler niteliğindedir. Bu anlamda sayıları gereğinden fazla olan yerli dergiler de bir anlamda yayın çöplüğü durumuna gelmişlerdir.c) Klinik araştırmalar ile ciddi biçimde sınanmış ve üzerinde meta analizlerle ve konuyu irdele-yen ciddi derlemelerle fikir birliği oluşmuş bazı araştırma konularının hipotez haline getirile-rek deney hayvanlarında da araştırma planlanması. d) Bilimsel sorunun veya hipotezin o alana özgül yeterli deneyimi ve birikimi olan kişi veya kişilerce oluşturulmaması. Örneğin, ilaç ile ilişkili alanda yeterli ve geçerli eğitime sahip ol-mayan bir sağlık bilimleri alanı çalışanının ilaç araştırmaları ile ilişkili doğrudan hipotez  22 TÜRK TIP DİZİNİ geliştirmesi ve çalışma planlaması.e) Hipotez oluşturulurken ve uygulamaya sokulurken bunun sağlıklı bir biçimde sınanması ile ilişkili aşamalarda yeterli ve geçerli planlamanın öngörülmemiş veya yapılmamış olması. Böyle bir durumda hipotez doğru ve geçerli bir biçimde oluşturulmuş olsa bile çalışma ba-şarısızlıkla sonuçlanacaktır. Bunları öngörmeksizin iyi bir hipotez oluşturdum diye çalışmaya girişmek etik değildir. Yani hipotez oluşturulurken bunun sağlıklı bir biçimde sınanması için gerekli planlamanın da aynı anda yapılması gereklidir.f) Başkasının fikrinden veya verilerinden esinlenilerek geçerli ve etkili bir hipotez oluşturulup hipotezin doğrudan kendine aitmiş gibi ortaya koyulması. Hipotezi Sınama: Hipotezi sınama aşamasında karşılaşılan belli başlı etik kusurlar şöyle sıralanabilir:a) Çalışmanın gerektirdiği etik kurul onayını almadan çalışmaya başlama. Bu sık karşılaşılan bir durumdur. Çok defa çalışmalar yürürken veya bittikten sonra etik kurul başvuruları yapılabil-mekte, hatta bitmiş çalışmalar için etik onay alınabilmektedir.b) Çalışmanın gerektirdiği koşullara sahip olmayan ortam ve laboratuarlarda çalışmayı yürüt-me. Bu konuda ülkemizden verilebilecek en iyi örnek özellikle santral sinir sistemi araştırma-ları için özel ortam ve laboratuar koşulları gerektiği halde bu koşullara sahip olmadığı bilinen bazı enstitü ve laboratuarlardan üst düzey araştırma makalelerin çıkabilmesidir.c) Hipotezi sınamaya yetebilecek asgari sayıda denek ile çalışmayı yürütmemek. Gerekmediği halde sırf daha anlamlı (örneğin p< 0.05 yerine p< 0.01 gibi) bir sonuç elde edebilmek veya daha güzel görünen bir grafik elde edebilmek için denek sayısını artırmak.d) Çalışmanın yürütüldüğü laboratuarda yapılan tüm deneysel işlemlerin kayıt edilebileceği resmi bir laboratuar defterinin bulunmaması: Ülkemizdeki birçok laboratuar böyle bir gerekli-likten bihaberdir ve yapılan çalışmaların gerçekten yapılıp yapılmadığı veya denek sayısını ne kadar yansıttığı araştırıcının insafına kalmıştır. Bu boşluğa bağlı olarak daha az sayıda denek ile gerçekleştirilen ancak yayına dönüştüğünde daha çok denek sayısına sahip olan ekonomik (!) çalışmaların sayısı hiç de az değildir. Bu durum yurt içinde pek problem yaratmasa da za-man zaman yurt dışındaki yayınlarda dikkatli bilimciler tarafından fark edilebilmekte, sonuçta sadece etik kusurun gerçekleştiği laboratuar değil o laboratuarı barındıran tüm kurum hatta tüm ülke bu konuda bedel ödeyebilmektedir.e) Gerek klinik çalışmalarda gerekse deney hayvanları ile gerçekleştirilen çalışmalarda bilim insanı için daha zahmetli ancak denek için daha sıkıntısız bir yöntem varken daha hızlı ve daha etkili bir sonuç elde edebilmek adına denek için daha sıkıntılı yöntemlerin kullanılmasını tercih etme.f) Bir hipotezi sınayarak istatistikçe anlamlı ve geçerli bir sonuç elde etmesine ve bunu ya-yınlayabilecek durumda olmasına rağmen yayın aşamasında çalışmayı tekrar yapmaya ge-reksinim duyma. Bilimsel bir araştırma sonucunun tekrarlanması için yöntemden veya elde olmayan dış etkenlerden kaynaklanan bir sorunun saptanmış olması ve saptanan sorunun hipotezin sınanmasında istatistikçe anlamlı bir sonuç elde etmeye engel teşkil etmesi gere-kir. Nitekim elde olmadan gerçekleşen sorun giderilip çalışma tekrarlandığında anlamlı bir sonuç elde edilebiliyorsa konu raporda tartışılarak yeniden çalışma yapıldığı ifade edilerek sonuçlar yayınlanabilir. Elde sınanan hipotezi doğrulayan ve uygun istatistik ile anlamlılığı ka-nıtlanan bir veri varken çalışmayı tekrarlamanın bir mazereti veya mantığı olamaz. Bu durum, klinik araştırmalar bir tarafa, deney hayvanları ile çalışmalarda da gereksiz yere deney hayvanı kullanımı ve gereksiz yere deney hayvanın acı çekmesi çerçevesinde etik bakımdan ciddi bir kusurdur. Ne yazık ki ülkemizde kafasına göre yeniden çalışma yapan bilimcilerin sayısı hiç de  23 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2006 az değildir. g) Uygun istatistik kullanıldığında anlamsız çıkan ve hipotezin çürütülmesine neden olan bir sonucun, uygun olmayan bir istatistik kullanılarak anlamlı ve hipotezi destekler şekilde sunul-ması. Kısaca uygun olamayan istatistik analiz kullanma.h) Hipotezin sağlıklı bir şekilde sınanabilmesi için belli yöntemleri veya donanımları daha et-kin kullanabilecek uzmanlık grupları veya disiplinleri çalışma dışında tutmak.i) Çalışmayı ucuza mal edebilecek yöntem veya donanımlar var iken daha pahalı olanların tercih edilmesi. Sonuçların yayınlanması: Bilimsel araştırmalar bilimsel bilgi elde etmek ve bu verileri insanlık ve doğa yararına kullan-mak amacıyla yapılır. Usulüne uygun, doğru yöntem ve istatistik kullanılarak gerçekleştiri-len bir bilimsel araştırmadan bilimsel bilgi elde etme olasılığı oldukça yüksektir. Elde edilen bilginin başka bilimcilerin eleştirisine açılması ve paylaşılması bilimsel olduğu kadar etik bir zorunluluktur. Bilginin en etkili paylaşım yolu ise süreli yayın yapan bilimsel dergilerde ya-yınlanmasıdır. Bununla beraber, yayın etiği ayrı ve başlı başına değerlendirilmesi gereken bir konudur ve bu yazının kapsamı dışındadır. Burada konunun sadece yayına karar verilmesi ile ilişkili kısmı irdelenecektir.Yayına karar verme noktasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:a) Elde edilen bilimsel bilgi sınanan hipotezi desteklemiyor ve bu durum bilimsel bakımdan özgün bir değer ifade etmiyorsa sonuçların sırf “yayın olsun torba dolsun” mantığı ile yayın-lanması doğru değildir.b) Belli bir protokol ile yürütülen, birbiri ile bağlantılı çok merkezli çalışmalarda, elde edilen ilginç bir sonucun aynı protokole bağlı olarak çalışan diğer birimlerle paylaşılmaksızın bağım-sız ve hızlı bir şekilde yayına gönderilmemesi gerekir. Bilim insanı yayın için izni gerektiren bir protokolü imzalamışsa imzasının gerektirdiği kurallara uymalıdır. Eğer bilimci elde ede-bileceği ilginç bir sonucu hızlı ve bağımsız bir şekilde paylaşmanın etik bir zorunluluk oldu-ğuna inanıyorsa bunu önceden öngörmeli ve ileride sıkıntı yaratabilecek bu tip çok merkezli araştırmalara ya hiç girmemeli ya da protokolde bağımsız yayın yapmayı bağlayıcı maddenin kaldırılması koşulu ile imza atmalıdır.c) Çok merkezli klinik araştırmalarda, özellikle de ilaç araştırmalarında karşımıza çıkan baş-ka bir sorun proje destekleyicisinin ki, bu destekleyici çok defa ilaç firmalarıdır, yapılan ortak çalışma protokolüne elde edilen verilerin kendi izni ve onayı olmadan yayınlanamayacağı ibaresini koymasıdır. Özellikle yeni bir ilaç molekülünün geliştirilmesi ile ilişkili faz çalışmala-rında veya onay alarak yeni çıkmış ilaçların izleme çalışmalarında (Faz IV) ya da yeni bir tıbbi yöntemin denenmesi ile ilişkili çalışmalarda verilerin yayınlanmasının destekleyicinin iznine bağlanması, Helsinki Bildirgesi başta olmak üzere sağlık alanını ilgilendiren birçok bildirge ve yönergeye aykırıdır ve etik değildir. Böyle bir yaklaşım bilimcinin toplum zararına olabilecek önemli bir gözlemini yayın yolu ile hızlı bir şekilde paylaşma özgürlüğünü baskı altına almaya yöneliktir. Bir bilimcinin böyle bir protokolü imzalayarak bilimsel tarafsızlığını v e özgürlüğünü baştan ipotek altına aldırması da etik değildir. Özellikle ilaç araştırmaları ile ilişkili çok merkezli çalışmalarda etik kurulların değerlendirme ölçütleri bürokratik bir proje değerlendirme uy-gulamasına indirgenmiştir ve bu durum birçok etik kusur oluşmasına zemin hazırlayabilecek niteliktedir. 9  Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) 1 Aralık 2001 tarihinde yayınladığı “Bilimsel Araştırmalarda Etik ve Sorunları” başlıklı raporunda bilim insanının araştırma sonuçları ile iliş-kili olarak toplumu bilgilendirmek ve olası zararlı uygulamalar konusunda uyarmak zorunda
Related Search
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks