Ortadoğu'yu Anlamak (15 Temmuz 2014)

Description
Ortadoğu, medeniyetin ve insanın ilk yeşerdiği coğrafya olarak bilinmekte peki neden bugün insanlıktan nasibini almamış bir halde? Din mi? Kültürel farklılıklar mı? Araplar? Kürtler? Türkler? Yahudiler? Kim bu işin sorumlusu? Aslında cevap oldukça

Please download to get full document.

View again

of 5
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Information
Category:

Civics

Publish on:

Views: 4 | Pages: 5

Extension: PDF | Download: 0

Share
Tags
Transcript
  Ortadoğu’yu Anlamak    Ortadoğu, medeniyetin ve insanın ilk yeşerdiği coğrafya olarak bilinmekte peki neden bugün insanlıktan nasibini almamış bir halde? Din mi? Kültürel farklılıklar mı? Araplar? Kürtler? Türkler? Yahudiler? Kim bu işin sorumlusu?   Aslında cevap oldukça basit rant ve para... Sorumlumuz ise tek kelime; İnsan…   Ortadoğu'yu anlamak için tarihine bakmak gerekir, tarihsel süreçte neler yaşadığını; kimlere ev sahipliği yaptığını, hangi istila la ra maruz kaldığını ve hangi kültürler ile etkileşime geçtiğini bilmek günümüze kadar gelen süreçte değişimleri görmemizi kolaylaştıracaktır. Önce Ortadoğu lisanlarına bakalım; Mezopotamya da yazıya dökülmüş ilk dilin Sümerce olduğu bilinmektedir, fakat detaylı incelemeler sonucun da   Sami üst başlığı altında toplanan dillerin yani: Aramca, Eski Mısır ve Akad dillerinin   Ural-Altay dil ailesine mensup Sümer dili  benzer nitelikler taşıdığı fakat yazı anlamında ilk olarak Sümerler tarafından hayat verildiği için en eski lisanı Sümer lisanı olarak tanımlandığı bilinmektedir. Ural lisan ailesi, Türkçenin de içinde bulunduğu bir dil ailesidir, o tarihte daha Türkler bu coğrafyada yokken aynı dil ailesine mensup olmaları açıklanamayan ve şaşırtıcı bir noktadır, lakin bu dil konusu oldukça karmaşıktır. İnsanlığın başladığı Afrika’dan buralara gelenlerin çok farklı diller konuşmaması gerektiği düşünülebilir fakat lisan Ortadoğu da çok çeşitli bir yapıya sahiptir ve dolayısı ile atalarımızın ortak ve Afrika’dan geldiğini varsayarsak; sadece Ortadoğu da değil bir bakıma insanlık tarihinde de birbirimizden ayrıldığımız ve farklılaştığımız ilk nokta lisandır.   Ortadoğu’da egemen kuvvetler değiştikçe bölgedeki hâkim lisan da değişkenlik göstermiştir. En çok Farsça konuşulduğu bilinmektedir, bu durumda Pers İmparatorluğu’nun uzun süre süren egemenliği oldukça etkili olmuştur. Daha sonra Sümerce ve Farsçanın harmanlanmış hali gibi duran Kürtçe göze çarpmaktadır, Kürtçe de bölgede Perslerden sonra kurulan Samaniler tarafından Halk arasında yaygın olarak kullanıldığınd an kendini kaybetmeyen bir dil olarak Ortadoğu da yerini almıştır. Ardından farklı bir kültürün parçası olan Arapça gelmiştir, özellikle İslamiyet’ten sonra Arapça bu coğrafyada egemen bir dil halini almış dolayısı ile lisanı ile kültürünüzde bu topraklara   taşımıştır.  Türkler… Selçuklular tahmini olarak 1040 - 1050 yılları arasında Bağdat’ı almış ve orta doğuda yaklaşık 300 yıl sürecek bir egemenliği başlatmıştır. Bu süreç içerisinde Ortadoğu ya Türk kavimleri akın etmiş ve   Ural-Altay dil ailesine bağlı Türkçeyi bu topraklara taşımıştır. Bilinen ilk Türkçe ile bugün konuşulan Türkçe oldukça farklıdır, lisan oldukça değişime uğramış içine Farsça ve Arapça da dâhil olmak üzere birçok dilden alıntılar yaparak Orta Asya Türklerinin konuştuğu lisandan daha zengin bir lisana dönüşmüştür. Tabi Türkler ibreyi Anadolu’ya çevirdikçe Türkçede Anadolu Topraklarında Osmanlı tarafından daha da zenginleştirilerek edebi anlamda çağ atlamıştır. Selçukluların dağılmasından sonra halkın belli bir kısmının Türkçe konuşuyor olması Türkçeden de bir çok kelimenin Farsçaya geçmesine imkân tanımıştır. Bu şekilde Ortadoğu’nun kültürel alış verişi devam etmiştir. Moğollar… İlhanlılar olarak bildiğimiz İl - Khanate Devleti yağmacı bir mantık ile Ortadoğu’ya girmiştir. Pers Krallığı olarak   bilinen Tarihimiz de Akkoyunlular Devleti adı ile yer alan ülkenin topraklarını ele geçirmiş ve yine   Ural-Altay dil ailesine mensup Moğolcayı bu topraklara taşımıştır. Yaklaşık olarak 90 yıl bu toprakları egemenlik altına alan Moğollar ile lisan ve kültür    de bir bakıma daha zengin hale gelmiştir.   Lisan üzerine bu kadar çok durmamım sebebi insanı insandan ilk ayıran özelliklerden biri olması ve kültürü taşımasıdır. Şimdi detaylı bir şekilde bakalım; Sümerce, Akadca, Aramca, Farsça, Kürtçe, Arapça, Türkçe ve Moğolca Ortadoğu’da barınmış dillerdir. Bu lisanları göz önüne aldığımızda her lisan kendi kültüründe bu topraklara taşımıştır, dolayısı   ile Ortadoğu Avrupalıların Amerika’ya yaptığı göçler gibi göç almış ve bu durum Ortadoğu’nun bir  bakıma kaderi olmuştur. Taşınan her kültür insanlık adına bir taş daha eklemesi gerekirken; kan, zorbalık ve barbarlık ile taşınmış olması bugün komşu saydığımız bir çok ülkenin topraklarına kan ekmiştir. Arapların İslamiyet’i yaymak adına önce Kerbelada daha sonra bütün Ortadoğu da yaptığı acımasız işler, dikkat edin çok önemlidir; bugün nasıl Tekbir ile kafa kesme zihniyeti varsa aynı şekilde o zamanlarda da bu mantık ile ilerlenmiştir, Moğolların ele geçirdikleri her yerde kadınlara tecavüzleri yaşayan bütün erkekleri kesmeleri gibi hadiseler bu toprakların insanlarının genetik haritalarına işlenmiştir.    Bütün bu yaşanan hadiselerin, istemli veya istemsiz bir şekilde karışan kültürlerin, göçlerin, dillerin, dinlerin vs büyük resmin ardında ne var? Para, iktidar ve güç arzusu… Bu coğrafyaya gelen bütün kavimler ilk olarak zenginliği için gelmiş, daha sonra geçiş bölgesi olmasından mütevellit yönetmek istemiş, yönetirken elinde ki gücü fark etmiş ve asla vazgeçememiştir. Bakınız Pers İmparatorluğu nice ahlak dışı hadiseler yaşamıştır, bakınız Selçuklu bir süre sonra zalimleşmiştir, bakınız Araplar Tekbir vererek can almıştır, başka bir bakış Avrupalılardan gelmiştir. Haçlı seferleri başlamış ve   tamamen yağma üzerine kurulu bu zihniyet, Ortadoğu toprakların da yaklaşık o larak 100- 120 sene Avrupalıların sömürülerine imkan tanımıştır. Bu kadar etkileşime maruz kalan topraklarda kan hep yerini korumuştur, hırs ile gelenlerin bu topraklara mirası yine kan olmuştur.   Ortadoğu Tarihinin Hz. Muhammed’den   sonra gelen en önemli şahsiyeti Selahaddin Eyyubi’dir. Bu zulme ve genetik zalimliğe karşı hiçbir şekilde bir araya gelememiş Ortadoğu halklarını içine Mısır’ı da alarak birleştirmiştir. İktidar ve para hırsı yerine; bütün kültürleri ortak bir amaç; Kudüs ’ü almak etrafında birleştirebilmiştir. O ki Arabistanlı Lawrence tarafından Osmanlı ya karşı isyan eden ve Kâbe’ye ateş eden Araplar, Selahaddin karşısında birleşmekten başka bir çare bulamamışlar ve söz dinlemişlerdir. Örnek alınması gereken birçok liderlik vasfına karşın oda baştan çıkarılan ve  basiretsiz evlatları tarafından ihanete uğramış ve kendinden sonra devleti yok olmuştur. Selahaddin’den sonra Osmanlıya kadar basiret sahibi bir yönetim gelememiştir. Osmanlının en önemli özelliği; farklı kültürleri içinde barındıra bilirliğiydi, dolayısı ile Ortadoğu gibi kan deryası bir coğrafyada bile uzun bir süre sükûneti sağlamayı  başarabilmesinin temelini oluşturur bu Osmanlı zihniyeti. Zaten lisanların kaynaşması ile  başlayan kültürlerin etkileşimi Osmanlının işini daha da kolaylaştırmış ve egemenliğini uzun süre sürdürmesine imkân tanımıştır. Osmanoğulları’nın egemenliği süresince lisanlar iyice etkileşime girerek Osmanlıca adı verilen temeli Türkçe ve Farsça olan içinde Arapça, Kürtçe, Aramca da dâhil olmak üzere bir çok dili kapsayan dil benimsenmiştir.   Demokrasinin ve demokrasinin gereği birçok haktan mahrum dönemlerde lisan Osmanlı adına oldukça birleştirici nitelikler geliştirmiştir. Çok enteresandır bugün bildiğimiz Libya topraklarında da hala Osmanlıca konuşan köyler ve bireyler vardır.      Osmanlı ile gelen sükûnet ortamı Fransız Devrimi ile başlayan akımların bu coğrafyada faşizm olarak yeşermesi ile son bulmuştur. Kültürel anlamda bir cennet olan Osmanlı toprakları, İmparatorluğun son dönemde başarısız idaresi ile müdahaleye açık bir hale gelerek çeşitli isyanlar ile adeta cehenneme dönmüştür. İngilizlerin Arapları, Fransız ve Avusturyalıların Balkanları, Rusların Sırpları ve Romanları kışkırtması ile başlayan süreç  büyük bir çözülmeye doğru ilerlemiştir.   Balfour Deklerasyonu  bu hususta son darbeyi vurmuştur, azınlıklara tanınan hakları yeterli bulmayan Hristiyan âlemi bu deklarasyon sayesinde Ortadoğu’ya doğrudan müdahale imkanı bulmuş ve bunu kullanmışlardır. Ardından gelen Dünya Savaşı ve Milliyetçilik akımları tam anlamı ile bu topraklara kaosu aşılamıştır. Bu süreç içerisinde Yakın Doğu olarak bilinen Anadolu Topraklarında Ortadoğu’dan tamamen izole Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. İzolasyonun zamanla daha da öteye taşınarak kendi içinde faşizme dönen duruşu Osmanlı ilen gelen sükûnet ortamını Ortadoğu’dan uzaklaştırmış, bir bakıma para arsızı bir çok Arap kabilesine, Avrupalılara ve Amerika’ya bırakarak İmparatorluğun belki de yaptığı en doğru işin mirasını bu topraklardan uzaklaştırmıştır  . Ortadoğu… Kaderine terk edilmiş bu topraklara huzur hiçbir zaman uğramadı, her gelen bir şeyler alarak gitti bu topraklardan, eskiden altındı alınan şimdi petrol oldu peki ne değişti? Kan dökülmeye devam ediyor hem de şiddetlenerek, açgözlü insanların halklarını sömürmesi devam ediyor adına    Demokrasi   diyerek, iktidar hırsına kapılmış diktatörler terör estiriyor tıpkı 700 sene önce Moğolların yaptığı gibi,    Din kılıfı altında cinayetler vacip kılınıyor üstelik daha gerici bir zihniyetle, hiçbir şey değişmedi bu topraklarda aksine daha beter bir hale getirildi. Bilerek ve isteyerek bu topraklardan huzur uzaklaştırıldı; bireyler farklılıklarından önce insan olmayı öğrenemedi, öğretilmedi, öğrenmedi, farklılıklarını kabul edip sevinemedi aksine düşman oldu, her dili her kültürü merak edip öğrenmedi aksine yok etmek için çaba sarf etti sizce bu topraklar bunu mu hak etti? Bir İsrail çıktı ortaya Hitler tarafından katledilen milyonlarca Yahudi’nin kanıyla ne değiştirdi kendi kanı döküldü diye kan dökmeye devam etti, insanlık dişe diş kana kan mıdır? Belki Dünyanın en kozmopolit ülkesi olan Suriye; bugün tarihini de savaşıyla yok ediyor, reva mı?  Irak; bilinen en eski medeniyetin toprakları, bugün IŞID denen gerici ve CIA projesi bir örgüt tarafından yağmalanıyor, bu mudur hakkı? İran; tarihi en eski ülkelerden bir tanesi, insanlar kara çarşaflarla yaşamak zorunda, medeniyetten nasibini bu kadar mı almalıydı? Araplardan hiç bahsetmiyorum bile dinleri imanları para ve petrol bu toprakların günahını her daim taşıyacaklar üstlerinde, Kürtler; daima zülüm gördü ki en eski Medeniyetin torunları olmalarına ve zengin kültürüne rağmen ne yapmışlardı da bu zulmü hak etmişti milyonlarca Ortadoğu insanı?   Tarihsel sürecine baktığımız zaman Ortadoğu ne yazık ki insanın   insan olduğundan kaynaklı kusurlarının acımasızca kurban edildiği bir coğrafya olmuştur. Her gelenin bir şeyler kapma arzusu, toprağa kıymet vermek ve üretmek yerine; kolaycı ve acımasız metotlar ile yağmalasın, kendilerini tanımak ve uzlaşmak yerine her zaman bu coğrafyaya çok uzak devletlerin politikalarına inanmaları genetiği kanlı medeniyetin beşiğini bugün insanlıktan nasibini alamamış hale getirdi. Bölgesel olarak düşünmekten ziyade; yaşayan her bireyin Dünyanın ortak mirasının birer mirasçısı olduğunu ve dünya vatandaşları olarak her sorumluluğu kabul etmemiz gerektiğini  bilmemiz, dolayısı ile bugün Ortadoğu’da devam eden acımasız olaylara karşı duyarsız kalmamamız gerektiğini anlamamız gerekmektedir.  Aziz Korkmaz (15 Temmuz 2014) Liberal Demokrat Parti Sosyal Medya ve Basın İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  
Related Search
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks