ABD’nin Hazar Enerji Politikası ve Türkiye

Description
ABD’nin Hazar Enerji Politikası ve Türkiye

Please download to get full document.

View again

of 25
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Information
Category:

Nursing

Publish on:

Views: 3 | Pages: 25

Extension: PDF | Download: 0

Share
Tags
Transcript
  Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Ekim 2005, Sayı: 33, s. 167–190.  CLINTON’DAN BUSH’A ABD’N İ N HAZAR ENERJ İ  POL İ T İ KASI B. Bulut GÜRPINAR ∗  Abdulkayyum KES İ C İ ∗∗   ÖZET Ekonominin temel girdisi olan enerji, geli ş imin de en önemli ö ğ esidir. 19. yüzyıldan itibaren enerji kaynaklarına sahip olmak ve/veya enerjiyi güvenli yollarla sa ğ lamak devletlerin temel amaçları arasında yer almı ş tır. Enerji jeopoliti ğ ine bakıldı ğ ında, dünyada bir ikilemin varoldu ğ u görülmektedir: geli ş mi ş  ülkeler enerji fakiriyken azgeli ş mi ş  /geli ş mekte olan ülkeler enerji zenginidir. Bu yüzden enerji, uluslararası ticarette arz ve talep eksenleriyle tanımlanan konumlandırmaların ana unsurunu olu ş turmu ş tur. 1990’lı yıllarla beraber, yo ğ un enerji talebiyle geli ş mi ş  bir ülke olarak so ğ uk sava ş ın galibi Amerika Birle ş ik Devletleri ile enerji arz potansiyeli yüksek iki eksen -yenik SSCB ile egemenliklerini yeni kazanan eski SSCB ülkeleri- enerji diplomasisinde kar ş ı kar ş ıya gelmi ş lerdir. Bu çalı ş manın amacı, Hazar enerji kaynaklarına ili ş kin Clinton’dan bu yana ABD’nin Hazar politikasını ortaya koymaktır. Çalı ş mada, ABD’nin Hazar ülkeleri ile ili ş kisi, bu ili ş kinin geli ş imi, ardından gelen süreçte, Bush iktidarı ile bu ba ğ ın aldı ğ ı yeni biçim, ABD’nin Hazar enerji stratejisi çerçevesinde ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hazar havzası, Hazar bölgesi petrol ve do ğ al gaz rezervleri, ABD enerji politikası, Çoklu boru hatları stratejisi CASPIAN ENERGY POLICY OF THE USA- FROM CLINTON TO BUSH ABSTRACT Energy, as the basic input of economy, is the vital prerequisite for development. Being an energy-rich country and/or supplying secure energy has been the most fundamental objectives of states since 19th century. In energy geopolitics, world has a dilemma: developed countries are energy poor but underdeveloped/developing countries are energy rich. As a consequence, energy became a main subject of international trade in supply and demand axis. In the beginning of the 1990's, as a victorious of the cold war and a country in need of energy, the USA, faces the defeated side of the cold war, energy rich the USSR and former USSR countries in this relationship. The main purpose of this study is to analyse US policy on Caspian energy resources since Clinton period. In this paper, the energy relations between US and Caspian countries and its development with the evolution of Bush's administration, are discussed. Key Words: Caspian basin, Oil and Natural gas resources of Caspian basin, Energy policy of the USA, Multiple Pipeline Strategy.   ∗   Ar ş . Gör., İ stanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İ li ş kiler Bölümü.   ∗∗  Yrd. Doç.Dr., Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Strateji Bilimi.  Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Ekim 2005, Sayı: 33, s. 167–190.  Giri ş   Herhangi bir düzende katalizör görevi yapan, etkile ş imde oldu ğ u sistemin en az bir ö ğ esini de ğ i ş tirme fonksiyonu ile tanımlanan enerji, ‘de ğ i ş im’ ve bu çerçevede ‘geli ş im’ için olmazsa olmaz bir ö ğ edir. Enerji tarihi incelendi ğ inde, kronolojik açıdan insanlı ğ ın ya ş am ko ş ullarını iyile ş tirmek için çe ş itli kaynakları kullandı ğ ı görülür. İ lkin, yegâne enerji kayna ğ ı olan kas gücünün yanı sıra zamanla rüzgar ve akarsuları de ğ erlendirilmi ş , sonrasında, odun ve tezek binlerce yıl hemen hemen tek enerji kayna ğ ı olarak kullanılmı ş tır. Bu geli ş im çizgisinde, enerji açısından ilk önemli durak sanayi devrimi olmu ş tur. 18. yüzyıldan itibaren kömürle çalı ş an buharlı makinelerin kullanılmasının, bu ke ş if ile birlikte sanayide ya ş anan hızlı geli ş imin birçok alana sıçrayarak dünya tarihinde yeni bir dönemi ba ş lattı ğ ı söylenebilir. Kömürün sanayide kullanılmaya ba ş lanması ile ilk defa büyük miktarda enerji üretimi ba ş lamı ş , makinelerin üretimdeki öneminin anla ş ılmasıyla 1  kömüre alternatif olabilecek güç ve enerji arayı ş larına girilmi ş tir. Bu arayı ş ın sonunda petrolün ke ş fiyle yeni bir dönem ba ş lamı ş tır. 19. yüzyılda patlamalı motorun geli ş mesi ve önce aydınlatma ve sonra da mekanik enerji aracı olarak kullanımı, bu serüvende bir di ğ er önemli halkayı te ş kil etmi ş , petrol tüketiminin artmasına sebep olmu ş tur. Kömürle kar ş ıla ş tırıldı ğ ında; çıkarılması, kullanılması ve ta ş ınması yönünden üstünlüklere sahip olan petrol,  jeopolitik açıdan bir çıkmazı da içinde barındırmı ş , siyasal olarak ise birçok konunun gündeme gelmesine neden olmu ş tur. Teknolojik açıdan geli ş mi ş  ülkelerin yo ğ un petrol ihtiyacının yanında, kaynakların geli ş mekte olan ülkelerin elinde olması, bu iki kesimi alıcı-satıcı konumunda kar ş ı kar ş ıya getirmi ş tir. Di ğ er bir deyi ş le, petrol sahalarının büyük bölümünün, onu sık kullanan devletlerin sınırlarının dı ş ında ye alması, enerji mücadelesinin çok daha geni ş  alanlara ta ş ınmasına neden olmu ş tur. Petrol kullanımının artması, do ğ al gaz ve nükleer enerji üretiminin yaygınla ş ması, enerji kaynaklarını çe ş itlendirirken enerji co ğ rafyasını da geni ş leterek, bir anlamda mevcut sorunu daha karma ş ık hale getirmi ş tir. Bu duruma eklemlenen son halka ise, çok uluslu ş irket modellerinin, so ğ uk sava ş ın ardından gelen küreselle ş me sürecinin ivmesiyle uluslararası ili ş kiler disiplininde bir aktör olarak ortaya çıkmasıdır. Böylelikle, uluslararası ili ş kiler teorileri, özellikle aktör tipolojisinde yeniliklere gidilmesini zorunlu kılarken, enerji-dı ş  politika ili ş kisi de çetrefille ş mi ş tir. Bu geli ş meler çerçevesinde çe ş itli teorisyenler, enerji konusunu dı ş  politika incelemelerinde birincil faktör olarak ele almaya ba ş lamı ş lardır. Daha açık bir anlatımla, 19. yüzyıldan itibaren enerji kaynaklarına sahip olmak, üretimini elde tutmak, ta ş ıma güzergâhlarını denetim altında bulundurmak ve bu u ğ urda uluslararası mücadelede ba ş arılı olmak devletlerin temel dı ş  politika amaçları arasında de ğ erlendirilmeye alınmı ş tır. Bu bakımdan tarihi süreçte önemli birçok sosyo-politik olayın arka planında enerji kaynaklarının kullanımı, elde edilmesi veya nakli ile ilgili çıkar çatı ş malarının 1  Motor gücünün gitgide kas gücünün yerini alması, siyasal sistemleri de de ğ i ş ime zorlamı ş , ‘i ş çi’ sınıfının olu ş umu, feodalizmin gerilemesi ve kapitalizmin geli ş imi gibi uygarlık tarihindeki sıçramalar, hep bu ke ş ifle birlikte anılmı ş tır.  Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Ekim 2005, Sayı: 33, s. 167–190.  çatı ş malarının bulunup bulunmadı ğ ı ve/veya etkisinin hangi boyutta oldu ğ u da, yine teorisyenlerce mercek altına alınan faktörlerden olmu ş tur. Küreselle ş me olgusu ve aktör tipolojisinde ya ş anan de ğ i ş imlerle beraber Sovyetler Birli ğ i’nin da ğ ılması sonucunda ba ğ ımsızlı ğ ını ilan eden yeni cumhuriyetlerin ellerindeki kaynakları dünya pazarına açma giri ş imleri çakı ş mı ş tır. Bu durum, enerji diplomasisine atfedilen ehemmiyeti artırırken ABD gibi enerji ihtiyacında olan ülkeleri daha önceden sakınılan bir co ğ rafyaya çekmi ş , Türkiye gibi ba ğ lantı yollarında bulunanları da daha önemli hale getirmi ş tir. Yeni cumhuriyetler, içinde bulundukları çıkmazdan kurtulmak için varolan kaynaklarının yeryüzüne çıkarılarak, i ş lenmesini, dı ş  pazarlara ula ş tırılmasını ve satılmasını ba ş langıçta sorunlarının çözümü olarak görmü ş lerdir. İş te boru hatları meselesi, bu kaynakların yeryüzüne çıkarılıp, i ş lek ticaret yolları üzerinden dünya pazarlarına ula ş tırılması zorunlulu ğ undan do ğ mu ş tur. Yeni ba ğ ımsızlıklarını kazanan, teknolojik ve ekonomik açılardan yardıma ihtiyaç duyan bu devletlerin elindeki kaynakların yeryüzüne çıkarılmasının yanı sıra ta ş ınmasında ABD, Çin, Avrupa Birli ğ i (AB), Türkiye, İ ran gibi birçok aktör rol oynamaya çalı ş mı ş tır. İş te bu çalı ş ma, ABD’nin, bölgeye yönelik genel konumlanı ş ından hareketle, Hazar enerji kaynaklarına ili ş kin 1993-2001 yılları arasındaki genel dı ş  politikasını ele almaktadır. Co ğ rafi sınırlama olarak, Orta Asya ve Kafkasya bölgeleri seçilmi ş , özel olarak Hazar bölgesi incelemeye alınmı ş tır. Enerji konusunda ise, günümüzde stratejik açıdan en önemli kaynaklardan petrol ve do ğ al gaz de ğ erlendirilmeye tabî tutulmu ş tur. Çalı ş ma, üç ana ba ş lık altında ele alınmı ş tır. İ lkinde, Hazar Havzası’nın co ğ rafi özellikleri ele alınmı ş , enerji kaynaklarının niceli ğ i üzerinde durulmu ş tur. Bu bölümde, bölgedeki mevcut petrol ve do ğ al gaz kaynaklarının miktarı incelenmi ş , rakam çe ş itlili ğ inin nedenleri sorgulanmı ş tır. Bölge ülkelerinin yanı sıra, Hazar Denizi’nde bulunan enerji miktarı da ele alınmı ş , bunu yaparken zorunlu olarak alt ba ş lıkta Hazar’ın hukuki statüsü ve bu konudaki tartı ş malara de ğ inilmi ş tir. İ kinci bölümde, ABD’nin bölgeye ve bölge ülkelerine yönelik genel politikaları incelenmi ş tir. İ ki kutuplu sistemin sona ermesinin ardından ba ğ ımsızlı ğ ını kazanan ülkeler ile ili ş ki kurmaya çalı ş an ABD’nin bölge politikaları, bu politikanın içerisinde di ğ er devletlerin rolü, gerek genel dı ş  politika yapımında gözönüne aldı ğ ı çıkar tanımlamaları, gerekse özel olarak bu bölgeye ili ş kin tanımlamaları çerçevesinde incelenmeye çalı ş ılmı ş tır. Üçüncü bölümde ise, yeni olu ş an durum ve ABD’nin uyguladı ğ ı bölge politikası neticesinde Hazar’da Türkiye’yi etkileyen enerji politikaları ara ş tırılmı ş tır. ABD’nin bölge enerji hatları konusunda planları, bu tasarımlarda Türkiye’ye sunulan rolün niteli ğ i, Türkiye’nin petrol ve do ğ al gaz politikalarına yönelik ABD’nin tutumu bu kısmın içeri ğ ini olu ş turmu ş tur. Son olarak, Clinton döneminin ardından Bush’un iktidarı ile birlikte, bölge enerji politikalarında gerçekle ş en de ğ i ş im ve yeni durum ele alınmı ş tır.  Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Ekim 2005, Sayı: 33, s. 167–190.  Hazar’ın Co ğ rafi Özellikleri ve Enerji Kaynakları Ş ekil 1. Hazar Havzası Kaynak: www.isar.org/isar/ fieldpubs.html Hazar Havzası, denizlere kapalı büyük bir su kütlesini (600.000 km 2 ) ve onun çevresindeki kara parçalarını kapsayan bölgedir. Bu alan sadece Hazar Denizi ile sınırlı de ğ ildir; Kazakistan ve Türkmenistan’ın batısından Aral’a kadar uzanan co ğ rafya, Rusya Federasyonu (RF), Azerbaycan ve İ ran’ın Hazar kıyısında yer alan kısımları, Hazar Havzası’na dahil edilebilir. 2  Bu bölgede geli ş mi ş  ülkeler için ya ş amsal öneme sahip petrolün yanı sıra, çevresel ve kullanımsal açıdan petrole kar ş ı avantajlara sahip do ğ al gaz kaynakları da bulunmaktadır. Hazar Denizi havzasının enerji potansiyeline ili ş kin rakamsal mevcut de ğ erlendirmelerin yanı sıra, eldeki verilerden, yerin altında bulunan zenginliklerle ilgili yorumlar da yapılmaktadır. Her ş ekilde, gerek mevcut, gerekse olası kaynaklar konusunda verilen rakamların çe ş itli oldu ğ u görülmektedir. Bunun birkaç nedeni vardır: İ lkin Sovyetler Birli ğ i döneminde Hazar bölgesinin ço ğ u ara ş tırılmamı ş tır. Çünkü, Sovyetler Birli ğ i, o dönemde offshore (kıyıdan uzak) petrol ve do ğ al gaz rezervlerini inceleyecek gerekli teknolojiye sahip olmamı ş , dolayısıyla ara ş tıramamı ş tır. İ kinci olarak ise, SSCB bu kaynakları "stratejik rezerv" olarak tutmak istemi ş  bunun sonucunda ara ş tırmamı ş tır. Rakam çe ş itlili ğ inin ikinci nedeni ise, kayna ğ a sahip ülkelerin, mevcut de ğ erlerini yüksek tutarak, bu ş ekilde ülkelerinin önemini artırmak istemeleridir. 3  Nihayet, kanıtlanmı ş  rezerv, potansiyel rezerv ve üretilebilir rezerv 2 İ brahim Kalkan, “Kazak Petrolleri ve Uluslararası Güçler”, Alâeddin Yalçınkaya (der.), Türk Cumhuriyetleri ve Petrol Boru Hatları , İ stanbul, Ba ğ lam Yayıncılık, 1998, s. 65. 3 Benzer yakla ş ımın ABD tarafından da uygulandı ğ ı söylenmektedir. Buna göre, özellikle İ ran Körfezi’ne yönelik enerji ba ğ ımlı ğ ının önüne geçmek için, ABD rakamları yukarı çekerek, bir dönem ilgiyi Hazar bölgesine yöneltmeye çalı ş mı ş tır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Gawdat Bahgat,  America Oil Diplomacy in The Persian Gulf and The Caspian Sea , Univ. Press of Florida, 2003, s. 143.  Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Ekim 2005, Sayı: 33, s. 167–190.  kavramlarının birbirine karı ş tırılarak kullanımı da sa ğ lam verilere ula ş mayı zorlayan bir di ğ er unsurdur. Genel tabloya bakıldı ğ ında, Hazar bölgesinin kanıtlanmı  ş  petrol rezervlerinin, 18,4-34,9 milyar varil oldu ğ u, bunun kanıtlanmı ş  dünya petrol rezervlerinin %1,8-3,4’ünü olu ş turdu ğ u belirtilirken, muhtemel  Hazar rezervlerinin ( ş imdiden kanıtlanmı ş  olanlarla birlikte) yakla ş ık olarak 253-270 milyar varile yakla ş tı ğ ı söylenebilir (dünya toplamının %24-26’sı). 4  Bu de ğ er, ABD’de 22 milyar varil, Kuzey Denizi’nde 17 milyar varil olan petrol rezervine kıyaslandı ğ ında, Hazar Havzası’nın dünya petrol pazarında önemli bir oyuncu haline gelebilece ğ i görülür. 5  Hazar ham petrolü, hem kalitesinin yüksekli ğ i, hem de ucuzlu ğ u ile Rus ham petrolünün kar ş ısında büyük bir avantaja sahipken, nakliye güçlükleri ve fiyatı nedeniyle Ortado ğ u petrolleri ile henüz yarı ş abilir durumda de ğ ildir. Ancak, Hazar bölgesinin belirlenen petrol ve do ğ al gaz rezervleri, Batı’nın elindeki en önemli petrol sahası konumundaki Kuzey Denizi petrol rezervleri ve Kuzey Amerika gaz rezervleri ile mukayese edebilecek durumdadır. Kaldı ki, bölgede ham petrol ve do ğ al gaz rezervlerinin ara ş tırılmasının tamamlanmadı ğ ı hatırlanırsa; dünya toplamından ‘ ş imdilik’ alınan payların, çok yakın gelecekte hızla artaca ğ ını söylemek mümkündür. 6  Hazar Havzası’nda yer alan en önemli ülkelerden RF'nin tüm topraklarındaki 7  petrol rezervi 6,7 milyar ton 8  olarak hesaplanmaktadır. 9  Bu ülkede petrol en çok Volgograd, Arhanjelsk, Tataristan ve Batı Sibirya’dan (Tyumen/Tümen’de) çıkarılmaktadır. 10  Eski Sovyetler Birli ğ i ülkeleri içinde RF’den sonra ikinci büyük petrol üreticisi olan Kazakistan, özellikle petrol pazarında söz sahibi olan ülkelerin ilgisini çekmektedir. 11  Kazakistan’ın kanıtlanmı ş  petrol rezervleri 2.709 milyar varildir. 12  Kazakistan’daki petrol yatakları (özellikle Tengiz’deki) çok geni ş  oldu ğ u halde, bu ülke 4 Necdet Pamir, “Turkey: The Key to Caspian Oil and Gas”, A ğ ustos 2001, www.israeleconomy.org/strategic/strat13.pdf (17 Haziran 2004), s. 6. 5 Mustafa Aydın, “New Geopolitics of Central Asia and the Caucasus Causes of Instability and Predicament”, http://www.mfa.gov.tr/grupa/sam/20.htm (29 Haziran 2004). 6 Cenk Pala, “21. Yüzyıl Dünya Enerji Dengesinde Petrol ve Do ğ al Gazın Yeri ve Önemi: Hazar Boru Hatlarının Kesi ş me Noktasında Türkiye”, Avrasya Dosyası, Cilt: 9, Sayı. 1, Bahar 2003, s. 16. 7 Rusya Federasyonu’nun yalnız Hazar Havzası’ndaki enerji kaynaklarına ili ş kin bir veriye rastlanamadı ğ ından, tüm yüzölçümünde sahip oldu ğ u enerji kaynakları de ğ erlendirilmi ş tir. Ancak, Rusya’nın enerji kaynakları, yalnız Hazar bölgesi için ele alındı ğ ında bu orandan çok daha küçüktür. 8 1 ton yakla ş ık olarak 7 varildir. 9 Mehmet Binay, “Hazar Petrolünde Geli ş meler ve Bölgesel Güçler Üçgeninde Türkiye”, 30 Haziran 1996, http://www.turkiye.net/mbinay/news/analiz6.htm (17 Haziran 2004). 10 Erol Tümertekin ve Nazmiye Özgüç, Ekonomik Co  ğ  rafya Küreselle  ş me ve Kalkınma , İ stanbul, Çantay Kitabevi, 1999, s. 404. 11 Kalkan, “Kazak Petrolleri ve Uluslararası Güçler”, s. 65-66. 12  Kazakhstan, 11 Mayıs 2004, http://www.cia.gov/cia/publications/factbook/geos/kz.html (29 Haziran 2004).
Related Search
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks