İhad_2008.11 Dinin Ana Gayelerini Gerçekleştirmede Bir Risk Unsuru Olarak Yoksulluk Kültürü / Poverty Culture as an Element of Risk in the Realization of the Main Goals of Religion , H. Mehmet Günay

Description
İhad_2008.11 Dinin Ana Gayelerini Gerçekleştirmede Bir Risk Unsuru Olarak Yoksulluk Kültürü / Poverty Culture as an Element of Risk in the Realization of the Main Goals of Religion , H. Mehmet Günay

Please download to get full document.

View again

of 13
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Information
Category:

Marketing

Publish on:

Views: 47 | Pages: 13

Extension: PDF | Download: 0

Share
Tags
Transcript
  islam Hukuku Araştırmaları Dergisi sy.11 2008 s.303-316 DiNiN N GAYELERiNi GERÇEKLEŞTiRMEDE iR RiSK UNSURU OLARAKYOKSULLUK KÜLTÜRÜ Doç. Dr. H. Mehmet GÜNAv Poverty Culture s an Element of Risk in the Realization of the Main Goals of Religion This article first discusses the main goals of sending a religion; what kind of person and society reigion aims to create, and whithin this cantext what religion teaches about poverty and wealth. Second it examines whether what the social scientists call powerty culture are reconcilable with the main goals of religion. lt concludes that wealth and poverty re not evil in themselves. However, if poverty becomes permanent state, which is called poverty culture, then the belief and behaviors of such state can not be reconciled with the main goals of religion and becomes a great obstacle. Poverty culture isa failure of man s strugle with poverty. Key words: poverty, wealth, poverty culture, main goals religion Anahtar Kelimeler: yoksulluk, zenginlik, yoksulluk kültürü, makasıd Bu çalışmada önce kısa bir şekilde İslam dininin hangi temel hedefleri gerçekleştirmek için gönderildiği, nasıl bir birey ve toplum meydana getirme- yi istediği ve yoksulluk ve zenginlik olgusuna nasıl yaklaştığı konularına değinilecek, sonra da sosyal bilimcilerin yoksulluk kültürü adını verdikleri sosyal görünümlerin dinin bu n gayeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığıyla ilgili genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. 1 Konuya h k dininin tanımını yaparak başlamak yerinde olacaktır. is-lami literatürde h k din; akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat ha- yırlı olan şeylere götüren ilahi kanun şeklinde tarif edilmektedir. Bu tariften de anlaşıldığı gibi, İslam dininin kısa ve uzun vadede gerçekleştirmeyi amaç- ladığı temel hedefleri vardır. Kur'an ve Sünnet nasları hikmet sahibi Allah'ın hiçbir şeyi boş yere yaratmadığını, koyduğu bütün şer'i hükümlerin fert ve • Sakarya Üniv. İl hiy t Fak. Öğretim Üyesi, hmgunay@sakarya.edu.tr 1 Makalenin ilk versiyonu 5 Haziran 2005 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Yoksulluk Kültürü Sempozyu-mu nda bildiri olarale sunulmuştur  304 Doç Dr H Mehmet GÜN Y toplum düzeyinde belirli gayeleri gerçekleştirmeye yönelik olduğunu ortaya koymaktadır. İslam bilginleri, makasıd-ı şeri'a, makasıd-ı amme gibi terimlerle ifade ettikleri bu gayelerin neler olduğunu ilahi öğretinin tek tek inceledikleri tikel normlarından süzerek çıkarmışlar ve bunlar, gerçek anlamda içtihat faaliyetlerinin yürütüldüğü dönemlerde müçtehitlerin ilmi ve fikri mesaisini yönlendiren faktörlerin başında yer almıştır. İslam bilginleri bütün dini normların, insanlar için fayda sağlama, onlardan zararı savma ve dünyayı şerlerden temizleme noktasında birleştiği hususunda ittifak etmişlerdir. İslam'ın bu en temel hedefi maslahatların temin edilmesi ve mefsedetlerin giderilmesi, yani iyilik ve düzenin gerçekleşti rilip kötülük, fitne ve fesadın yok edilmesi şeklinde formüle edilmektedir. Bunu hayrın elde edilip, şerrin ortadan kaldırılması olarak sunmak da mümkündür.2 Bu hedefler öncelikle bireylere, bireyler aracılığıyla da topluma yöneliktir. Denebilir ki dinin gönderilmesinin nihai gayesi, maddi ve manevi açıdan düzgün, sağlıklı, özgür ve sorumluluk sahibi kamil bir insan ve bu nitelikleri haiz bireylerin meydana getirdiği düzenli, istikrarlı, ahenkli bir toplum oluşturmaktır. 3 Kur'an'da bu özellikleri taşıyan toplum, insanlar için örnek alınacak en hayırlı ümmet olarak takdim edilmektedir. 4 Bu genel amacın gerçekleştirilmesi esas itibariyle beş tümel değerin ko- runmasına bağlanmıştır. Bunlar da dinin, canın, aklın, malın ve neslin ko runmasıdır. İslam teşriinin tüm tikel normları "zaruri maslahatlar" denilen bu beş değeri korumaya yöneliktir ve üretilen her türlü dini bilgi ve düzenlemenin bu değerlere ters düşmemesi gerekir. Öte yandan insanların bireysel ve toplumsal düzlemde her türlü tutum, inanç ve davranışları bu beş tümel gayeye aykırı ve onu zedeleyecek nitelikte olmamalıdır. İslam'a göre hem kozmolojik düzen hem de sosyal düzen tevhit ilkesine dayanır. Dolayısıyla tabii dengenin korunması kadar, sosyal düzenin ve ahlaki yapının korunması da bu ilkenin bir ereğidir. Kur' an, hakiki mü'minlere atıfta salah, islah ve muslih kavramlarını kullanmaktadır ki, bu kavramlar Allah'ın emir ve yasaklarını gözeterek yeryüzünde tesis edilmesi gereken güvenlik, iyileştirme, denge ve düzeni sağlayıcı tutum ve davranışları niteler. Bu kavrarnlara karşılık olarak ullanılan fesad, ifsat ve müfsit kavramları ise ilahi iradeye uygun düzen ve dengenin bozulmasını, yerleşik dini, hukuki ve 2 Geniş bilgi için bk. Günay, H. Mehmet, "Muhammed Tahir b. Aşür'un Makiisıd Anlayışı , Makiisıd ve İctihad (derleyen: A. Yaman), Konya2002. 3 Maverdi dünyamn salalıının iki açıdan dikkate alınacağını söylemektedir. Birincisi, genel salalıtır ki, toplumun genel yapısının düzgün ohnasıdrr. İkincisi ise özel salalı olup toplumu oluştırran bireylerden her birinin durumunun düzgün olmasıdır. Bu iki şey arasında öyle bir lişki vardır ki, birisinin gerçekleşmesi öbürünün varlığına bağlıdır. Zira işisel durumu düzgün olan bir işi, dünyamn genel durumunun bozuk, işlerinin kanşık ohnası halinde fesat ateşinin üzerine sıçramasından emin olamaz. Buna karşılık dünyanın genel gidişatı düzgün ve işleri yolunda iken, şahsi durumu bozuk olan kişi de dünyanın u düzen ve intizamından nasip alamaz (Maverd , Edebü d-dünyii ve d-dfn, Ebu'I-Hasan Ali b. Muhammed, Edebü d-dünya ve d-dm, Dııneşk Beyrut 1993, s. 2ı4). 4 Al-i imran 31110  Dinin Ana Gayelerini erçekleştirmede Bir isk Unsuru Olarak Yoksulluk Kültürü 3 5 ahlaki kuralların ihlal edilmesini, yeryüzünde güven ve istikrarın ortadan kalkıp yerine anarşi ve kaosun egemen olmasını anlatrnaktadır. Allah yeryüzünde hakim kılmak istediği yaşama biçimine karşı çıkan bu tür girişimleri bozgunculuk, bunu apanları da bozguncu olarak nitelemekte ve bozguncu ları sevrnediğini açıkça ifade etrnektedir. 5 İslam'a göre n gayeyi teşkil eden sosyal düzen ve dengenin sağlan ması topluma ölçü ve değer fikrine sahip bilinçli, sağlıklı ve güçlü bireyler yetiştirrnek yoluyla gerçekleştirilebilir. İslam'ın iman, ibadet ve ahlaki öğreti lerinin büyük ölçüde bireyleri rnuhatap alması da bu gerçeği ifade etmektedir. Dinin vücuda getirmeyi gaye edindiği mükemmel insan da hür irade sahibi, akıl, ruh ve beden sağlığı yerinde, hem maddi hem de manevi açıdan güçlü ve başkasına bağımlı olmayan, topluma pozitif katılımı olan dünya ve ahiret bağlamında geleceğe umutla bakan bireyleri anlatrnaktadır. Şu halde, fakirlik ve zenginlik gibi sosyal olguların da dinin bireye ve topluma yönelik bu n gayeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Ele aldığımız konu yoksulluk kültürü olduğuna göre özellikle yoksulluk kültürü şeklinde literatüre giren sosyal tezahürlerin dini ve ahlaki boyutu bu temel hedefler açısından ele alınmalı ve yoksulluk kültürünün birey ve toplum bünyesinde açtığı yaraların, sebep olduğu arızaların ve meydana getirdi ği tahribatların dinin sözü edilen bu temel hedeflerini ne derece etkilediği irdelenrnelidir. Kuşkusuz bu konu üzerinde fikir beyan etmek çok yönlü ve kapsamlı sosyal araştırmaların yapılmasını gerektirmektedir. Bu konuda alan araştır malarına dayalı bilimsel bulgular olmadan aceleci ve peşin hükümler verrnek doğru değildir. Bununla birlikte bu konuyu ele alan az sayıdaki çalışmaların sonuçlarından yola çıkarak ve İslam'ın fakirlik ve yoksulluk olgusuna bakı şını temel alarak teorik düzeyde de olsa bazı değerlendirmeler yapmak mümkündür. Bunu yapmak için öncelikle İslam dininin fakirlik ve yoksulluk olgusu n bakışına kısaca değinrnekte yarar vardır. Hiç şüphesiz, farklı özellik, yetenek, güç ve kaynaklada donatılan insanların mala ve servete sahip olmada da farklı düzeylerde olması tabii bir olgu ve sosyal bir realitedir. Bu farkı tümüyle ortadan kaldırmaya yönelik girişimler fıtrata ve eşyanın tabiatma aykırı olmanın ötesinde, gerçekleştirilmesi imkansız bir hayal ve ütopyadan başka bir şey değildir. Kur'an-ı Kerim'de insanların hallerinin çeşit çeşit ol- duğu, nzzk hususunda irbirindenfarklı ve üstün kılındığı   bildirilmekte ve 5 Maide 5/64 6• İnsanların halleri çeşitlidir. ncak Rabbi'nin rahmetine mazhar olanlar müstesnadır. Allah insanları bunun için yaratmıştır (Hud ı ı;ı ı 8- ı ı 9 . Şüphesiz ki Rabbin kimi dilerse rızkını geniş/etir, daraltır. Çünkü O, kullarının her halinden gerçekten haberdardır. Her şeyi hakkıyla görendir. (İsn1 1 7130 . O sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde sizi imtihana çekmek için kiminizi dereceler/e kiminizin üstüne çıkarandır (En'am /ı65).  306 Doç Dr H MehmetGÜN Y Rabbi'nin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hzyatında onların geçimlerini aralannda biz taksim ettik ve onlardan kimini ötekine dereceler/e üstün kıldık ki, biri iğerine iş gördürebilsin.. 8 denilmektedir. şu halde zenginlik ve yoksulluk olguları ile zenginler ve yoksullar toplumda her zaman var olacak ve birlikte yaşayacaklardır. Kaldı ki İslam na zarında ne servet, ne zenginlik ne de yoksulluk özü itibariyle kötü şey- lerdir. Her insanda servete ve zenginliğe karşı doğ l bir eğilim vardır. Mal edinmek hem fıtri bir ihtiyaç hem de fıtri bir arzudur. 9 Meşru yollarla kaza nıldığı, hakça ve adil bir şekilde dağıtıldığı, gerekli yükümlülükleri yerine getirildiği, azgınlık, taşkınlık ve sapmalara vesile olmadığı ve başkaları üzerinde bir tahakküm aracı olarak kullanılmadığı sürece dinin bu eğilime karşı çıkması da söz konusu değildir. Bu kayıtlarla mal, servet ve zenginliği tasvip eden, hatta teşvik eden pek çok ayet ve hadis vardır. Nitekim Kur'an'ı Ke- rim'in birçok ayetinde mal ve servetten hayır , olarak söz edilir. 10 Bazı ayetlerde de mal için üstünlük ve güzellik ifade eden fadl", 11 "nimet", "berekat" rızık 12 "lütuf", "süs", 13 "tayyibat" 14 gibi kelimeler kullanılmış- tır. Hz. Süleyman ın Rabbim bana, benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver 5 diye dua ettiği bildirilir. Hiç bir peygamberin yüksek derece varken alçak olana talip olacağı düşünülemez. 16 Hz. Peygamber'in (s.a.): Eller üç türlüdür: Allah Tedla'nın eli, sonra veren el, sonra da verilen el ki, bu üçüncüsü kıyamet gününe kadar e lerin en aşağısı olarak kalacaktır 1 7 ve Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır 18 şeklindeki sözleri de bu gerçeğin teyidi niteliğindedir. Yüksek el veren eldir. Yine Hz. Peygamber'in, Sa'd b. Ebi Vakkas'a, Varislerini arkandan zengin bırakman, insanlara el açacak şekilde f kir bırakmandan senin için daha hzyırlıdır 19 buyurduğu, Hz. Ebubekir'in de ölüm hastalığında kızı Ayşe'ye: Zengin olması beni en çok sevindirecek kişi de, fakirliği bana en ağır gelecek kişi de sensin " 20 dediği rivayet edilir. 7 Allah rızık hususunda bir kısmınızı bir kısmınızdan üstün kılmıştır (İsra 17/21). Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı (Nahll6/71) 8 Zuhruf 43/32. 9 Beşer, Faruk, İslam'da Fakirlik Zenginlik avramları, İstanbull991, s. ll. 10 el-Bakara 2/108, 180, 272-273; Ahzab 33/19; Hac 22/11, Mefuic 70/21; Adiyat 100/8; Fussilet 41149. 11 el-Bakara2/198; Tevbe 9/75-76; Cum a 62/10; Sebe 34/10. 12 A'ril.f7/32. 13 A'ril.f7/32; Kehf 18/46. 14 el-Bakara 2/57, 172; A raf7/32. 15Sil.d 38/35 16 Krş. Şeybanl, Muhammed b. Hasan, Kitdbü'l-Kesb (nşr. Abdülfettah Ebu Gudde), Beyrut 1998, s. 108. 17 Şeybanl, a.g.e., s. 108; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I, 446; Ebu Davüd, "Zekat", 28. 18 Buhar , "Zekat", 18; Müslim, "Zekat", 94, 79; Ebil Davüd, "Zekat", 28. 19 Buhar , "Vesaya," 2. 20 Muvatta', "Akdiye", 33; Şaybanl, Kitdbü'l-Kesb, s. 109.   inin Ana Gayelerini Gerçekleştirmede Bir Risk Unsuru Olarak Yoksulluk Kültürü 3 7 Kur'an'da Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları hiç kimsenin haram kılamayacağı vurgulanır 21 ve inananlardan llah'ın helal kıldığı temiz ve ve güzel şeyleri kendilerine haram kılmaması istenir. 22 İslam'ın temel kaynaklarında mali ibadetler olarak değerlendirilen zekat, cihad, hac, infak vb. arneller övülmektedir ki bunların mal ve servet olmadan yerine getirilmesi mümkün değildir. 23 Diğer taraftan helal yoldan kazanılan mal ve servet dokunulmaz kabul edilmiş ve uğrunda savaşılması na izin verilmiştir. Malının önünde öldürülen kimse şehittir 24 mealindeki hadis bunu tescil etmektedir. İslam'da el emeği ve alın teri kutsal sayılmıştır. Kur'an'da açıkça verilen nimetiere şükredilmesi halinde onların arttırılacağı bildirilmektedir 25 ki, şükür gibi bir ibadetin karşılığında verilen şeyin öz itibariyle kötü olması düşünülemez. 26 Öte yandan Kuran-ı Kerim'de yoksulluk ve yoksullar üzerinde önemle durolmuş ve yoksulların zenginler ve toplum üzerindeki hakları ısrarla vur gulanmıştır.27 Hz. Peygamber'den de yoksula ve yoksulluğa vurgu yapan pek çok hadis rivayet edilmiştir. Örneğin, bu hadisiere göre cennete girenierin çoğu yoksullar olacak ve cennete zenginlerden önce onlar gireceklerdir. 28 Hz. Peygamber'in Havz ına ilk olarak onlar geleceklerdir. 29 Allah diğer insanlara zayıfların hatırına ve onların duaları sebebiyle rızık vermekte 3 ve onların dua ve namazları ile bu ümmete yardım etmektedir. 3 Hz. Peygamber'i sevenlere fakirlik selden hızlı gelir 32 ve "Allah mü'min, fakir ve iffetli olan kulunu sever. 33 Demek oluyor ki, meşru sebeplere dayanan zenginlik ve fakirlik İslam nazarında bizatihi kötü ve olumsuz nitelikler değildir. Tam tersi bunlar ayet ve hadislerde de görüldüğü gibi yerine göre övünç vesilesi bile olabilir. Zira mal ve diğer adıyla servetin artması, daha fazla hayır ve ihsan ve infakın yapılmasına vesile olur, zengin de çok hayır ve ihsana sahip olan kişi demek olur. İslam'daki bazı ibadetleri yerine getirmek, çalışıp emek sarf etmeye, varlık sahibi olmaya bağlıdır. Örneğin hac, zekat, kurban, fıtır sadakası, di- 21 "De k Allah'ın kullan için arattığı süsü ve temiz nzıklan kim haram ıldı? (A raf?/32). 22 Ey iman edenler Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sının aşmayın. Allah sının aşanlan sevmez" (Maide 5/87). 23 Krş. Şeybani, Kitdbü i-Kes b s. 103. 24 Buhar , "Mezalim" 33. 25 İbrahim 1 4/7. 26 Beşer, a.g.e., s. 77. 27 Örnek olarak bkz. Hac 22/28; Tevbe 9/60; el-İsra 1 7/26; Rum 30/38; el-Mücii.dile 58/4. 28 Müslim, "Zühd", 37; Tirmizi, "Zühd", 37; Ebu Davud, İiim , 13. 29 Tirmizi, Kıyii.met ,l5; İbn Mace, "Zühd", 36; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II, 132. 30 Buhar , "Chad", 76; Müslim, "Zikir", 93; Ebu Davfıd, "Cihad", 70; Tirmizi, "Cihii.d", 64. Ebu avfıd, "Cihad", 77; Tirmizi, "Cihii.d", 24; Nesii.i "Cihii.d", 43. 32 Tirmizi, "Zühd", 36. 33 İbn Mace, "Zühd", 5.
Related Search
Similar documents
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks